Umutsuzluk sersemlerin elde ettiği bir sonuçtur.
Disraelli
Yeğenbey Vergi Dairesinde en eski memurlarından, Ahmet beyle masalarımız yan yana idi. Ciddi, görevini layıkıyla yapan, klasik bir memurdu Ahmet bey, yaşça büyük olduğu için biz ona Ahmet bey amca derdik.
Bir gün bir misafiri geldi Ahmet Beyle masamız yan yana olduğu için konuşmaları duymamak mümkün değildi. Ahmet beyin öz yeğeni olan kişinin adı İbrahim, İbrahim askerden yeni gelmiş. İbrahim, babasını kaybetmiş, önceleri askerden gelecek oğluna verilmek üzere Ahmet Bey’e 3.000 lira bırakmış bu para o zaman için oldukça büyük bir miktardı. Para Ahmet beyde imiş amcası parayı verecek ama bu parayı sen ne yapacaksın söyle bakalım diyor. İbrahim ise amca biliyorsun ben askerden önce tuhafiyeci de çalıştım, bu parayla tuhafiyeci dükkanı açmak istiyorum diyor ama amcası “olmaz, olmaz oğlum sen bu parayı batırırsın“ diyor, başka da bir şey demiyor.. Belli ki ataerkil bir aileden olduğu için İbrahim sıkılıyor ve fazla bir şey de söyleyemiyor.
Ahmet bey inat mı inat, parayı batırabileceğini tekrar ediyor ve bizim Müdür Beye söyleyeyim seni buraya aldırayım bu parayla da sana bir gecekondu alalım dese de İbrahim buna razı olmuyor ancak saygısını da devam ettiriyor. Ben dayanamadım beni severdi Ahmet bey, Ahmet bey amca kusura bakma ama İbrahim burada ne yapacak,” babası bu parayı memurluk yapsın diye vermemiş olsa gerek” bırak yeğenin bildiği işi yapsın risk almayınca başarı da olmaz demiştim. Birbirimizi tanımadığımız halde İbrahim’ in bu destekten çok memnun olduğu belliydi Ahmet bey amca ise biraz yumuşadı ve İbrahim gittikten sonra da görüşümü yeniledim.
Sonuçta duyduk ki İbrahim kale civarında parasının bir kısmıyla üç tarafı açık, gömlek, kazak v.b. satan bir dükkan açmış. Bir sene sonra da halin karşısında posta caddesinde daha büyük bir dükkan açmış. Posta caddesindeki dükkan, yolumun üzerinde olduğu için zaman zaman uğrardım İbrahim’e. İbrahim, insanlara nasıl hitap edileceğini ve işini bilen birisi olduğu izlemini veriyordu ve cesaretliydi de ve belli ki risk de alabiliyordu ve geleceğinden de hiçbir zamanda ümitsiz değildi.
Bir süre sonra ben Ankara dışına tayin olmuştum. Zannediyorum bu olaydan bir 10 yıl sonra Ankara ya gelişimde, Kızılay da Atatürk bulvarında büyücek bir mağazaya tesadüfen girdim. Burası üç katlı bay ve bayan giysisi satılan bir yerdi ve İbrahim karşımdaydı. Ağabey hoş geldin dedi doğrusu burada ne yapıyorsun sorusunu soracaktım ki beni hemen bürosuna davet etti. Özenle döşenmiş bir yerdi burası. Bu iş yerini satın aldığını işlerini oldukça genişlettiğini, kardeşleri ve çocuklarıyla bir şirket
kurduklarını anlattı. Eskilerden söz etik. Doğrusu gurur duydum kararlılık, cesaret, risk alma ve iş bilirliğin bir ürünüydü bu. Tebrikler, İbrahim Şahin Bey, tebrikler..
Hiçbir şey kolay kazanılmıyor ancak ilkelerinizle ve bildiğiniz işi yaptığınızda,azim ve risk alarak çalışmanın sonunda başarı doğuyor.
Yükselmek ve bürokrat olabilmek için de bu ilkeler benimsendiğinde memuriyet ve iş hayatında da başarı yolunu bulmuş olursunuz.
A.Kadir İLBAŞ
Leave a Reply