Falih Rıfkı Atay’a göre aydın kişi, nitelikli eğitim almış, batı dillerinden bir veya bir kaçını öğrenmiş, mesleğinde başarılı, kendi öz kültürü yanında çağdaş dünya kültürlerini de koruyacak kadar bilgili ve görgülü, düşünce ve inançlarında tutarlı, ülke ve dünya sorunlarına duyarlı, güzel sanatların bir ya da bir kaç dalına ilgili kişi olarak tanımlanmaktadır.
Aydın olmanın üst sınırı yoktur. Bilginin ve öğrenmenin de sonu yoktur. Hemen her gün yeni bir şeyler öğrenmek mümkündür. Öğrenilen bilgiler görgü ile birleşip bireyleri aydın yapar.
Ancak insanlar sahip oldukları bilgi ve deneyimleri sentezleyebilmeli ve dersler çıkarabilmelidir. Aydın kişiler hata yapmamaya özen gösterirler. Hata yaptıklarında ise tekrarından kaçınmalıdırlar.
Kişilerin birden fazla dil bilmesi bir kültür vasıtasıdır. Öğrendiği dilin kültürü ve yaşam tarzı ile kendi kültürünü karşılaştırabilir ve bu durum kültür birikimine katkı sağlar.
Aydın kişiler olayları sadece kendi bakış açısıyla değerlendirmezler. Empati yeteneğine de sahip olmalıdırlar. Başkalarının kültür ve inançlarına saygı duyarken kendi öz kültürlerine de sahip çıkmalıdırlar. Yani geniş perspektife sahip olmalıdır aydınlar.
Aydın kişi bin düşünür bir söyler. Kibar ve mütevazı olur. Ağırbaşlı olur. Başkalarının fikir ve düşüncelerine saygı duyarlar. “Akıllı söylemeden düşünür, deli düşünmeden söyler” der bir atasözümüz.
Bilgisini görgüsünü insanlığın hizmetine sunmayan kişiler aydın sıfatını kaybederler. Bilimsel bilgi, paylaşımla büyür ve çoğalır.
Aydın kişi bir şey söylemeden önce alacağı cevabı da düşünür ve ona göre konuşup davranır. Ölçülü olmak da aydın olmanın koşullarındandır.
Bir başka açıdan bakarsak, hiç kimse cahilliği kabullenmez. Bu insanoğlunun doğasında vardır. Herkes, kendi yaşam alanında, kendisini bilgili görgülü ve aydın olarak görebilir.
Aydınlık ve cehaletle ilgili olarak bir atasözümüz “Alimle eyle sohbet, erersin mertebeye; cahille etme sohbet, dönersin merkebe” der. Ancak farklı bir açıdan bakarsak aydın kişiler herkesle konuşup diyalog kurabilmeli, herkesin dilinden anlayabilmelidirler. Toplumun cehaletten kurtulması için aydınların önderlik etmesi ancak bu diyalog sayesinde gerçekleşebilir.
Aydın olmak zaman ister, emek ister, her konuda bolca kitap okumayı, araştırmayı gerektirir. Elde edilen bilgi ve görgü insanlıkla paylaşılmalıdır. Aydın olma düzeyine, yalnızca bilgi birikimiyle değil; elde edilen bilgilerin görgü ve erdemlerle birleşmesi sayesinde ulaşılır.
A.Kadir İLBAŞ
Bir Cevap Yazın