Çandır’ın kışları çok soğuk olurdu. Çok kar yağardı. Dolayısıyla kışın sokağa çıkamazdık ve kış geceleri bitmek bilmezdi. O nedenle dedelerimiz 1001 gece masalları gibi bize masal anlatırlardı. Elektrik yoktu o zamanlar. Aydınlatma için gaz lambaları kullanılırdı. Bu idare ışığın altında anlatılan masallar korkunçsa sanki odanın içinde şekiller oluşurdu. Ya da biz öyle görürdük.
Dedelerimiz bize eskiden dünyanın düz ve bir öküzün boynuzunda olduğuna inanıldığını söylerlerdi ve aman çocuklar, eskiler yanlış bilirmiş. Dünya düz olur mu hiç, sakın inanmayın diye öğüt verirlerdi.
Daha sonraları bu anıdan ve günümüzde yaşananlardan esinlenerek aşağıdaki dizeleri yazmıştım.
DÜZ OLSUN
Bir dünya istiyorum.
Eskilerin bildiği gibi düz olsun.
Bir ucundan bakıldığında,
Öteki ucu görünsün.
Yeter ki insanlar yalan söylemesin,
Sahtekar olmasın.
Ve bir dünya istiyorum.
Yükselmek ve zengin olmak için
Ne dayı gereksin ne de amca.
Kendi yeteneği ve emeği olsun.
Özetle dürüstlük ve tarafsızlık olsun da
Dünya, ister eskilerin bildiği gibi düz
İster öküzün boynuzunda olsun.
Böyle bir dünya var mıdır? Aramalı mıyız? Bu güzelim dünyanın kıymetini bilmek lazım. Dünyayı güzelleştiren, çirkinleştiren ve dar eden bizler değil miyiz?
A.Kadir İLBAŞ
Bir Cevap Yazın