Anılarımı yazarken eşim “Bir de benim anımı yazar mısın?” dedi. Hangisi diye sordum. Aynen aktarıyorum.
1980’li yıllar. Bir gün daireye teftiş için müfettiş gelmiş. Önemli bir konuda rapor tanzim edecekmiş. Eşime bağlı memurlardan birisinden bir daktilo ve daha önce hiç kullanılmamış temiz bir karbon kağıdı istemiş. O dönemlerde bilgisayar yoktu. iki nüsha yazı hazırlamak için iki kağıdın arasına karbon kağıdı konur ve daktiloda yazılırdı.
Eşim memuruna “Raporu sen mi yazacaksın?” diye sorunca “Hayır efendim. Kendisi gizli tutuyor ki bana sen çık ben yazarım dedi” yanıtını almış.
Müfettiş raporunu büyük bir gizlilikle hazırlayıp akşama doğru odasından ayrılmış. Memur masayı toplamak için girdiğinde karbon kağıdı da yanına alarak eşimin odasına dalmış. “Efendim size müfettiş beyin gizli raporunu okuyayım mı?” diye sormuş.
Eşim şaşkınlıkla “O ne demek?” dediğinde. Memur karbon kağıdı pencerenin camına yaklaştırarak raporun rahatlıkla okunabildiğini göstermiş. Bunun üzerine eşim karbon kağıdı yırtarak atmış.
Nasıl bir rapordu bilinmez ama müfettişin kullanılmamış karbon kağıdı istemesi ve kullandıktan sonra odasında bırakması büyük bir hata.
Her şeyi ben bilirim ben yaparım demekle olmuyor. İşini iyi yapıyor gibi görünenler de büyük hatalar yapabiliyor.
A.Kadir İLBAŞ
Bir Cevap Yazın