Bir iş yapmayanın hiç yanlışı olmaz.
R.Whatayl
Bizim zamanımızda Vergi Dairelerinin hesapları eski usul devlet muhasebe sistemiyle yürütülürdü. Her ay Vergi Dairesi, tahsilatı ve tahakkuku nevileriyle (vergi çeşidi) birlikte yevmiye defterine geçilir, dokümanlar kocaman bir mizan cetvel (form kağıt) üzerinde yapılır ve ay sonları Defterdarlık Muhasebe müdürlüğüyle hesapların uygunluğu konusunda mutabakata varılırdı. O zaman için dahi bu zor ve karmaşık bir yoldu ve sağlıklı bir sistem değildi.
Ayrıca, önemli bir eksiklik de Vergi Dairesi Müdürünün saymanlık yetkisi yoktu. Bu nedenle mükelleflerin vergi iadesi ya da düzeltmelerden doğan alacakları, Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü’nce ödenirdi. O zamanlar Ankara’da, biri Ulus, biri Denizciler caddesi, biri de Çankaya’da bulunan Yeğenbey, Kızılbey ve Çankaya vergi daireleri vardı. Bu vergi dairelerinden alacağı olanlar, önce ilgili vergi dairesinden düzeltme talebinde bulunurlar sonra vergi dairesinin yazısı üzerine Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğü’ne oradan da ita amiri imzası için Ulus’daki Valiliğe giderlerdi. Bu oldukça sıkıntılı ve zaman alıcı bir yoldu. Ancak usul böyleydi.
Bunun bilincinde olan, değerli insan, Hesap Uzmanı ve aynı zamanda Gelirler Genel Müdür yardımcısı olan ve rahmetle andığımız, Osman Selçuk ile Muhasebat Baş kontrolörü Raif Turgut beyler bu konu üzerindeki geniş çalışmaları sonuncunda düzenledikleri Vergi Dairelerinin kayıt ve de muhasebe sisteminin değişmesi ile vergi dairelerine saymanlık yetkisi verilmesi yönündeki raporları bakanlık makamınca uygun görülmüştü. Bu rapora göre;
Öz olarak Vergi Dairesi Müdürü aynı zamanda sayman yetkisine sahip olacak ve hesaplar ise devlet muhasebesi ile muzaaf muhasebesinin karma bir biçimi olan bir yeni muhasebe sistemi (günümüzde uygulanan) oluşturulacak ödemeler çek ile vergi dairesinde yapılacak, mükellefe çek verilecek dolayısıyla mükellefin ne Muhasebe Müdürlüğü’ne ve ne de ita amiri imzası için Valiliğe gitmesine gerek kalmayacaktı. Mükelleflere kolaylık sağlamak yönünden de oldukça sağlıklı bir sistem olarak planlanmıştı.
Bunun için Ankara merkez ve Polatlı vergi dairelerinden müdür, müdür yardımcısı, şef ve memur olmak üzere 4 vergi dairesinden 16 çalışan seminere tabi tutuldu. Ben de bu seminere şef olarak seçilen ve katılanlar arasındaydım.
Seminerde, yeni muhasebe sisteminin nasıl olacağı, kayıtlar üzerinde çalışmaların nasıl yapılacağı, aylık mizanın nasıl çıkacağı ile vergi dairesine verilecek saymanlık yetkisinin işleyişi detaylı bir şekilde anlatılıyordu. Sonuçta da üç hafta süren bu seminerin sonunda bir sınav yapılacak ve unvana bakılmaksızın bu sınavın birinci ve ikincisi daha sonra yapılacak seminerlerde öğretici olarak görev yapacaktı. Ben bu sınavda ikinci olmuş ve bir süre bu konuda seminer öğretmenliği de yapmıştım.
Böylece, 1969 yılında Polatlı dahil Ankara’daki ilk dört vergi dairesinde yeni muhasebe sisteminin uygulaması yapıldı. İlk mizanı çıkaran da ben olmuştum. Daha sonraları bu sistem tüm Defterdarlıklara uygulandı ve bugünkü şeklini almasıyla hem vatandaşa büyük kolaylıklar sağlandı hem de vergi dairesi hesapları daha sağlıklı tutulur hale geldi.
A.Kadir İLBAŞ
Leave a Reply