ANILAR
Anılar yaşantımızda önemli yer tutar. Yazılacak anılar olur ki bunları tekrar etmekten mutluluk duyarsınız. Bir de yazılmayacak, yazıldığında, hatırlandığında derin üzüntü duyacağınız belki de bir daha hatırlamak istemediğiniz anılarınız olabilir. Bence düşündürücü, tatlı, esprili ve iz bırakan anılar yazmak daha keyiflidir.
Bizim oralarda iklimler o kadar da sıcak olmamasına rağmen, yazları çocuklar, kızlar ve kadınların çoğu yalın ayak yürürlerdi. Hiç unutmam 1940’lı yıllarda Eylül ve hatta Ekim aylarında -ki soğuk olur bu aylar- bazı talebeler okula yalın ayak gelirlerdi. Onların sıranın altına çıplak ayaklarını saklamaya çalıştıklarını bugün gibi hatırlıyorum. Bu, ne sıcaktan ne de gelenek ve adetten değildi. Bunun nedeni yoksulluktu.
Şimdi bu çocukların büyüdüklerini yüksek tahsillerini bile tamamladıklarını ve iyi mevkilere geldiklerini düşünün. Bu durumları yazabilirler mi? söyleyebilirler mi? hadi söylediler diyelim. İçlerinde kalan o izleri unutabilirler mi?
Emekli olduktan sonra ben de anılarımı yazmayı düşündüm. Zira çok fazla boş vaktim olacaktı. Ama anılarınızı not etmemişseniz bu iş zor olacak. Yine de başladım yazmaya. Bürokratik olaylar içinde yaşadıklarımı iyi yönleriyle ve esprileriyle yazmaya başladım. Bir kaç zaman sonra baktım ki yazılarım 300 sayfayı aşmış. Eee.. Bu bir kitap olur. Ama önce defalarca okumam lazım. Zira kalemi en güçlü yazarlar bile yazdıklarını daha sonra en az bir defa okurlar. İlk okumamda şu eksik, bu olmamış derken neredeyse 50 sayfası silindi. Daha sonraki okuma ve düzeltmelerle sonunda netleşti.
Kitap olarak baskıyı düşünürken, anılar bir bütün değil, bölümler halinde olduğu için, İnternet ortamında yayınlamak daha iyi olur ve birikimler kaleme dökülsün yeter düşüncesiyle bir İnternet sitesi oluşturuldu. İşte anılarımın bazıları bu İnternet sitemde daha önceleri yayımlanmış bazı makalelerim ve notlarımla birlikte sunulmaktadır. Yararlı olmasını ümit ediyorum.
A.Kadir İLBAŞ